top of page

TCK 158 Emsal Karar Analizi - Ibanını kullandıran şahıs nasıl beraat etti?

  • 23 Nis
  • 3 dakikada okunur
TCK 158 Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Emsal Karar

Merhaba, bu yazımızda TCK 158 - Nitelikli Dolandırıcılık suçundan yargılanan ve yargılama sonucunda beraat eden bir müvekkilimiz hakkında verilen beraat kararını (TCK 158 Emsal Karar) inceleyeceğiz. Bu sayede yargılama sırasında nelere dikkat etmeniz gerektiği, hangi delillerin mahkeme heyetini nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalışacağız.

Olayın özeti


Müvekkilimiz ile ilgili bilgileri verirken KVKK hususunda dikkatli olmamız gerektiğinden ötürü, ismi E* C* olarak kısıtlayacağız. E* C* isimli müvekkilimiz İstanbul ilinde iş ilanlarına bakarken bir iş ilanı görmüş, başvurmuş ve işe kabul edilmiştir. İşe kabulün ardından patronu ile bir kafede buluşmuş, kendisine banka hesap açılış işlemleri, sigorta başlangıcı ve sair işlemlerin yapılacağı vaadi verilerek kimlik bilgileri ve banka hesapları alınmıştır. Daha sonrasında bu kimlik bilgileri ve banka hesapları ile vatandaşlar dolandırılmış, ifadeye çağırılana kadar müvekkilin bu husustan haberi olmamıştır. Müvekkil bizimle çalışmaya başlamadan önce dosyalarından birisinin kesinleşmesi nedeniyle ceza infaz kurumunda kalmış, daha sonrasında birden çok dosyası için vekalet sunarak müvekkilin müdafiiliğini yapmaya başlamış bulunmaktayız. Bu hususuta T.C. Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/618 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamasından aldığı beraat kararını bu yazımızda inceleyeceğiz.


TCK 158 - EMSAL KARAR

4007541047

Sanık E* C*'in soruşturma aşamasında alınan savunmasında; yaklaşık 1 sene önce adına kayıtlı bulanan Akbank nezdindeki hesap bilgileri ve mobil bankacılık şifrelerini yardımcı olacağını ve bir işe yerleştireceğini söyleyen açık kimlik, adres ve iletişim bilgilerini bilmediği Eren isimli şahısa verdiğini, daha sonra hesabına erişim sağlayamayınca ve havaalanında çalışma vaadi gerçekleşmeyince hesabını kapattırdığını, müşteki ve diğer sanığı tanımadığını beyan ettiği, yargılama aşamasında alınan savunmasında da benzer savunmalarda bulunarak suçlamaları kabul etmemiştir.
Her ne kadar sanıklar haklarında "Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçundan cezalandırılmaları istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de; Yapılan yargılamada neticesinde sanıklar aleyhine tek delilin hesaplarına müşteki adına kayıtlı banka hesabından para gönderilmesine ilişkin hesap hareketi olduğu, sanıklardan E*'in aşamalarda alınan ısrarlı savunmalarında banka hesap bilgilerini kendisine havaalanında iş bulacağı vaadinde bulunan Eren isimli kişiye verdiğini beyan ettiği, diğer sanık E*'un da telefon altım satım işi ile uğraştığını ve kendisini Eren olarak tanıtan kişiye cep telefonu satım işi yaptığı için hesabına bu şekilde para geldiğini beyan ettiği, birbirini tanımayan her iki sanığın da ifadesinde kendisini Eren olarak tanıtan kişiden bahsettikleri gibi, sanıklardan E*'un kendisini Eren olarak tanıtan kişiyi R* M* olarak tespit edip hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirttiği gibi, bu kişiyle yaptığı telefon ticaretine ilişkin başka bir mahkemeye ibraz ettiği görüntülere ilişkin alınan bilirkişi raporunu da mahkememize ibraz ettiği, yine sanıkların salt hesap sahibi olmasının üzerilerine atılı suçu işlediklerine dair mutlak delil olarak kabul edilemeyeceği, suç tarihinde suçun işlenilmesinde kullanılan gsm hattının sanıklar adına kayıtlı olmadığı gibi sanıklar tarafından kullanıldığına dair delil de bulunmadığı, yine suça konu ilanın sanıklar tarafından verildiğine dair delil bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, Sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; Somut olayda, sanıkların savunmalarının aksine mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır kuralı uyarınca üzerilerine atılı suçu işledikleri sabit olmadığından sanıkların CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Mevcut olayımızda, müvekkilmizin mobil bankacılık uygulamalarına kendi telefonu üzerinden girdiğine dair raporlar dosyada mevcut olsa dahi, sadece banka transferlerinin adına kayıtlı telefondan gerçekleştirilmiş olması, mevcut dosya da suçu ispat etmeye tek başına yeterli değildir. Zira en başından beri savunma sağlam adımlarla ilerlemiş, müvekkilin savunması tarafımızca başkaca deliller ve hukuki savunma ile güçlendirilmiştir.


İlgili kararda kullandığımız en önemli ilke ceza hukukunun evrensel vazgeçilmezi olan Şüpheden Sanık Yararlanır ilkesidir. Sayın mahkeme, yaptığı yargılama sırasında, özellikle sorgular esnasında müvekkil sanığın suçu işlediğinden kesin olarak emin olamamaktadır. Dosyada mübrez deliller her ne kadar aleyhe olsa dahi, duruşma esnasında yapılan savunma, dosyaya kazandırılacak emsal kararlar, ilgili kanun maddesinin maddi ve manevi unsurlarının irdelenmesi gibi hususlar iban mağduru olan sanıklar için hayati önem taşımaktadır.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Aşağıdaki Formu Doldurarak Bize Ulaşabilirsiniz

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page